
Kamboçya’nın kuzeybatısındaki kireç taşı mağaralarında yürütülen bilimsel araştırmalarda, aralarında uçan yılanın da bulunduğu toplam 11 yeni canlı türü literatüre kazandırıldı. Araştırmanın, Kasım 2023 ile Temmuz 2025 tarihleri arasında sürdürülen kapsamlı saha çalışmaları sonucunda tamamlandığı bildirildi.
Bilim insanları, bölgede yer alan 64 ayrı mağarayı incelemeye aldı. Araştırma kapsamında, her biri dış çevreden görece izole kalan bu mağaraların farklı canlı topluluklarına ev sahipliği yaptığı ve evrimsel açıdan ayrı birer gelişim alanı sunduğu kaydedildi.
Uçan yılan bulguların merkezine yerleşti
Araştırmada en dikkat çeken bulgunun, ağaçlar arasında süzülerek hareket edebilen bir uçan yılan türü olduğu belirtildi. Araştırmacılar, söz konusu türün aerodinamik hareket kabiliyeti sayesinde ağaçlar arasında mesafe kat edebildiğini raporladı.
Bu bulgunun, bölgedeki biyolojik çeşitliliğin sanılandan daha geniş olduğuna işaret ettiği vurgulandı. Mağara sistemlerinin yalnızca yer altı yaşamı açısından değil, çevresindeki kara ekosistemi bakımından da önemli veriler sunduğunun altı çizildi.
Turkuaz çukur engereği ve yeni geko türleri de saptandı
Çalışma sırasında tespit edilen türler arasında, turkuaz renkli bir çukur engerek de yer aldı. Bu türün baş bölümünde bulunan ve ısı algılama işlevi gören özel organ sayesinde avını termal olarak belirleyebildiği aktarıldı.
Araştırma ekibinin ayrıca, genetik ve morfolojik açıdan yeni olduğu belirlenen çeşitli geko türlerini de kayıt altına aldığı bildirildi. Ancak bu canlıların bir bölümünde resmi isimlendirme sürecinin henüz tamamlanmadığı ifade edildi.
Nadir ve tehdit altındaki türlere de rastlandı
Mağara çevresinde yapılan gözlemlerde yalnızca yeni türlerin değil, küresel ölçekte tehdit altında bulunan bazı nadir canlıların da tespit edildiği belirtildi. Bunlar arasında Sunda pangolini, yeşil tavus kuşu ve bazı makak türleri yer aldı.
Bilim insanları, bölgedeki mağara sistemlerinin önemli bir kısmının henüz ayrıntılı biçimde incelenmediğini, mevcut bulguların ise daha geniş bir biyolojik zenginliğin ilk işaretleri olabileceğini bildirdi.
Madencilik ve kontrolsüz faaliyetler risk oluşturuyor
Araştırmada, keşfedilen bu hassas ekosistemin çeşitli tehditlerle karşı karşıya olduğuna da dikkat çekildi. Özellikle çimento üretimine yönelik madencilik faaliyetleri, kontrolsüz turizm, kaçak avlanma ve mevsimsel orman yangınlarının, türlerin yaşam alanları üzerinde baskı oluşturduğu kaydedildi.
Uzmanlar, mağara ekosistemlerinin korunmaması halinde yeni tespit edilen türlerin bilim dünyasına kazandırılmadan yok olma riskiyle karşı karşıya kalabileceğini belirtti. Bu nedenle bölgedeki insan faaliyetlerinin daha sıkı biçimde denetlenmesi gerektiği ifade edildi.
Koruma statüsü için yasal adımlar gündeme geldi
Elde edilen veriler doğrultusunda, Kamboçya’daki kireç taşı mağaralarına özel bir koruma statüsü verilmesi yönündeki çağrıların güç kazandığı aktarıldı. Uzmanlar, özellikle madencilik faaliyetlerinin sınırlandırılmasına yönelik yasal sürecin gecikmeden başlatılması gerektiğini savunuyor.





